Kazım Mirşan ve Halûk Tarcan Haklı Çıktı! Tuva'da Son Nokta!

Güncelleme tarihi: 9 Kas 2020

Değerli Sayfa Takipçilerim, Değerli Dostlarım,

Sizlerin de bildiği üzere yıllardır TUVA kelimesinin Türkçe olup olmadığını, Türkçe değil ise hangi dilden olup olmadığını araştırmakla meşguldüm.



İlk önce -a ekinin Yakut Türkçesindeki -va / -ba ekleriyle ilintili olabileceğini, bu ekin de hidronim belirten bir karaktere sahip olduğunu oralardan bir tanıdığım bana söyledi. Aynı tanıdığım bu konuşmamız esnasında "Tu, Tuv" kelimelerine dair bir bilgi sahibi olmadığını belirttiği gibi Değerli Kazım Mirşan hocamızın vefatını takip eden kısa süre içinde "yaptığım açıklamayı deli zırvası" olarak nitelendirmiş Kazım Hocamızı da zırdeli ilan etmişti. Ona cevabım şu oldu: "On yıla yakın bir zaman önce seninle bu konuları konuştum. Sonra da Kazım Hocayla konuştum. Her bir yayını da sayfamda yayınladım. Keşke bu kadar ileri konuşmak için hocamızın ölmesini beklemeseydin de yüzleştirseydim seni."


Velhasıl daha sonra Değerli Hocam Halûk Tarcan, " T= At, U = Uv, A = Ek (durum eki) olarak tek heceli döneme göre yorumlarsak bir cümle olabileceği, anlam itibarıyla da Tanrı'nın Kutsalı anlamına geleceği" yorumunu kendisinden aldık. Kesinlikle "KUTSAL" içeriğe sahip olan bu kelime dizininin son halini ise ancak Kazım Mirşan hoca ile teyitleşmem gerektiğini bana söyledi.


Ben de bunun üzerine Bodrum'a hemen gidemeyeceğim için Değerli Arkadaşım Mete Biricik'ten Kazım Hocanın telefon numarasını alarak kendisini aradım.


Tuv kelimesinin DOĞMAK, -a ekinin ise -du / -yor ifadelerinde olduğunu ve nihayetinde "Doğdu", "Doğuyor", "Doğmuş" anlamı içerdiğini bana söyledi.


Bununla birlikte "Nereden / Neden / Neyden" doğdu sorusuna cevap ararsak "Doğa" da Tuva kelimesinden türeyen bir yapı olması sebebiyle doğadan gelen gibi bir anlamı da vardır diyebiliriz dedi.


TUVA KELİMESİNİN PEŞİNE NEDEN DÜŞTÜM

Kur'an-ı Kerim okuduğum bir gün Ta-Ha suresinde dikkatimi çeken "Tuva" kelimesinin Arapça okunuşuna baktım. Tecvidle (okuma kuralları) mi bu fonetiğe ulaşılmış yoksa harfler bu şekilde T-V'den mi oluşuyor ve üstün - esre'si buna göre mi diye baktığımda evet Tuva okunuşu için birebir bu harfleri ve ilgili üstün - esre - ötür harekelerini gördüm.


Bu kelimenin Kur'an'da karşıma çıktığı 2000'li yılların başında, bana göre, Arapça olması imkansız gibi geliyordu. Ama bunu çözümleyebilecek kadar Tüm Türk Dilleri ya da başka bir dil bilgim yoktu.


Arapça bilmezdim, Farsça bilmezdim, İbranice bilmezdim. Sadece Anadolu Türkçesi bilirdim ve bana kalırsa kesinlikle Tuva, Türkçe bir kelimeydi. Keza bu adı taşıyan bir de Türk Özerk Devletimiz vardı.

Üstelik Atatürk dönemi Tarih Kitabının birincisinde "Toba Devleti"nin haritası vardı. Toba'nın Tuba olarak Arapçaya, b sesinin de dönüşerek v haliyle Tuva'ya evrildiğini biliyordum.


Ancak aslı - astarı nedir dersek açıklama yapmak için sadece bunları söyleyebiliyordum o zaman... O da sadece kendime... Böylelikle "Ey Musa! Çıkar çarıklarını! Çünkü Kutsal Vadim Tuva'dasın!" ayetiyle bir vadinin olduğu en geri zekâlı biri tarafından bile anlaşılır halde ayette yer alan kelimenin Arapça - İbranice olup olmadığını teyitle devam ederken bir yandan da Türklüğünü ispat etmem gerektiği fikrine kapıldım.


İbranice ve Arapça, hatta Farsça bilen dostlarıma bu kelimenin o dillerde yaşayıp yaşamadığını sordum. Ben de bunu sormadan önce "Arapça - İbranice - Farsça Adlar" olarak çalışmamı kendimce tamamlamıştım.


Kur'an'da geçiyor diye kapının kulpunu bile kızına oğluna ad olarak koyan Araplar, nedense Allah'ın Kutsal Vadisi olarak ünlediği ve kutsal olarak ilan ettiği bir yere hiç itibar etmemelerinin sebepleri üzerinde durdum.


Keza ezelden bugüne kadar Tuva, ad olarak hiçbir Araba tarih boyunca ne erkek ne de kız adı olarak konulmamıştı.


Hiçbir Arap, bu kelimeye her nedense sahip çıkmamıştı!

İbraniler de öyle!

Farslar da öyle!