439991907
top of page

Kayalıpınar’da 3 Bin 400 Yıllık Hitit Arşivi: Saraydan Savaşa, Salgından Kehanetlere

8 Eki
3 dakikada okunur

Sivas’ın Kayalıpınar yerleşiminde yürütülen kazılarda, Hitit Kralı II. Tudhaliya dönemine ait 131 yeni çivi yazılı tablet ve parçası bulundu. Önceki sezonun buluntularıyla birlikte sayısı 184’e ulaşan arşiv; Hititlerin devlet yönetimine, askerî mücadelelerine, salgın hastalıklarına ve inanç dünyasına ışık tutuyor.


Almanya'da Hitit Sergisinden Görüntü
Almanya'da Hitit Sergisinden Görüntü


Anadolu’nun binlerce yıllık kültürel mirası, geçmişin bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarmaya devam ediyor. Sivas’ın Yıldızeli ilçesinde bulunan Kayalıpınar antik yerleşiminde gerçekleştirilen arkeolojik kazılar, yaklaşık 3 bin 400 yıl öncesine uzanan önemli bir Hitit arşivini gün yüzüne çıkardı. Hitit kaynaklarında Šamuḫa adıyla bilinen yerleşimde ortaya çıkarılan belgeler, dönemin siyasi ve toplumsal yaşamına ilişkin dikkat çekici ayrıntılar sunuyor.


Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açıkladığı bilgilere göre, 2026 yılı kazı çalışmalarında Kral II. Tudhaliya dönemine tarihlenen 131 çivi yazılı tablet ve tablet parçası bulundu. Önceki kazı sezonunda ele geçirilen 53 parçanın da aynı arşive ait olduğunun değerlendirilmesiyle toplam sayı 184’e ulaştı.


Hititçe ve Hurrice metinlerden oluşan arşiv, yalnızca kraliyet yönetiminin işleyişini değil, dönemin insanlarının hastalıklar karşısındaki kaygılarını, savaş alanlarındaki gelişmeleri ve geleceği anlamlandırmak için başvurdukları kehanet uygulamalarını da belgeliyor.


Kayalıpınar Kazısında Çıkan Hitit Tabletleri
Kayalıpınar Kazısında Çıkan Hitit Tabletleri


Hitit Sarayında Salgın Endişesi


Kayalıpınar’da bulunan belgelerin en çarpıcı bölümlerinden biri, şehirler arasında yayılan ve özellikle çocukları etkilediği anlaşılan yüksek ateşli bir salgına ilişkin kayıtlar.


Tabletler, hastalığın Hitit kraliyet ailesinde ciddi bir endişeye neden olduğunu gösteriyor. Küçük yaştaki prens ve prenseslerin yanı sıra üst düzey görevlilerin çocuklarının sağlık durumları da dönemin fal ve kehanet uygulamaları aracılığıyla takip ediliyordu.


Belgeler arasında, henüz anne sütüyle beslenen bir bebek prensesin hastalığına ilişkin kayıtlar özellikle dikkat çekiyor. Prensesin sağlık durumunun nasıl sonuçlanacağının anlaşılması için kehanetlere başvurulduğu, başka bir belgede ise bebeğin yaşamını yitirmesinin ardından gerçekleştirilen cenaze ritüelinin anlatıldığı belirtiliyor.


Bir falcının krala gönderdiği metinde, bebeğin Ziulila adı verilen ve günümüzdeki konumu henüz belirlenemeyen bir kentte hastalandığı bilgisi de yer alıyor.


Bu kayıtlar, salgınların yalnızca sağlıkla ilgili bir sorun olmadığını; kraliyet ailesinin gündemini, dinî uygulamaları ve karar alma süreçlerini de etkilediğini ortaya koyması bakımından önem taşıyor.


Kayalıpınar Kazısında Çıkan Hitit Tabletleri


Batı Anadolu’dan Krala Acil Yardım Çağrısı


Arşivdeki belgeler, Hitit devletinin askerî ve siyasi sorunlarına ilişkin doğrudan tanıklıklar da içeriyor.


Batı Anadolu’da görev yapan Hitit generallerinin Šamuḫa’daki krala gönderdiği mektup, bölgedeki düşman tehdidinin boyutlarını gözler önüne seriyor. Mektupta askerî birliklerin yanı sıra at ve savaş arabası talep edildiği, gerekli desteğin ulaşmaması durumunda ordunun ağır bir yenilgiyle karşılaşabileceği ifade ediliyor.


Generallerin, yardım gönderilmediği takdirde yaşanacak sonuçlardan sorumlu tutulamayacaklarını bildirmeleri de mektubun dikkat çekici ayrıntıları arasında bulunuyor.


Bu yazışma, Hitit ordusunun yalnızca askerî gücünü değil, merkezî yönetim ile sahadaki komutanlar arasındaki iletişimi de anlamaya yardımcı oluyor. Kraliyet arşivleri, bu yönüyle antik dünyanın savaşlarını ve yönetim mekanizmalarını inceleyen araştırmacılar için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.


Kuşların İzinden Kehanet Günlüklerine


Kayalıpınar tabletlerinin sunduğu bir diğer önemli bilgi alanı, Hititlerin dinî inançları ve kehanet gelenekleri.


Buluntular arasında, kuş falcılarının Šamuḫa dışındaki farklı bölgelere yaptıkları ziyaretleri ve gözlemlerini kaydettikleri metinler yer alıyor. Falcıların gittikleri kentler, izledikleri güzergâhlar ve karşılaştıkları kuşlara ilişkin ayrıntılar, günlük benzeri kayıtlarla belgelenmiş durumda.


Bu metinler, kuşların hareketlerinden anlam çıkarılmasına dayanan kehanet uygulamalarının nasıl yürütüldüğüne ilişkin yeni ipuçları sunuyor. Aynı zamanda dinî uzmanların farklı bölgelerdeki faaliyetlerini ve gözlemlerini kraliyet yönetimine nasıl aktardıklarını anlamak açısından da önem taşıyor.


Arşivin bu yönü, Hitit dünyasında dinî ritüeller ile devlet yönetiminin birbirinden bağımsız olmadığını; kehanetin belirli karar ve değerlendirme süreçlerinde rol oynadığını gösteren belgeler arasında yer alıyor.


184 Tablet, Hitit Tarihine Açılan Yeni Bir Kapı


2025 ve 2026 yıllarında ortaya çıkarılan toplam 184 tablet ve parça, Kayalıpınar’daki kraliyet arşivinin kapsamını ortaya koyuyor. Kazı ekibinin değerlendirmesine göre buluntular, 21. yüzyılda keşfedilen en kapsamlı Hititçe arşiv niteliği taşıyor.


Belgelerin içerdiği konular oldukça geniş bir yelpazeye yayılıyor. Devlet yazışmaları, askerî talepler, kehanet kayıtları, dualar ve ritüel metinleri; Hititlerin siyasi tarihinin yanı sıra gündelik yaşamları, inançları ve toplumsal ilişkileri hakkında da bilgi sağlıyor.


Çivi yazılı metinler, Hititçe ve Hurricenin kullanımı, dönemin yazı geleneği ve kâtiplerin çalışma kültürü bakımından da araştırmacılara yeni inceleme alanları açıyor.


Kayalıpınar’daki kazılar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle 2021 yılından bu yana Koç Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Maner başkanlığındaki ekip tarafından yürütülüyor.


Kayalıpınar Kazısında Çıkan Hitit Tabletleri


Anadolu’nun Hafızası Toprak Altından Çıkıyor


Kayalıpınar’da bulunan tabletler, arkeolojik keşiflerin yalnızca mimari kalıntılar ve sanat eserleriyle sınırlı olmadığını bir kez daha gösteriyor. Binlerce yıl önce kaleme alınan mektuplar ve kayıtlar, geçmişteki insanların korkularını, beklentilerini, siyasi mücadelelerini ve inançlarını doğrudan anlamaya imkân tanıyor.


Bir bebek prensesin hastalığından cephedeki komutanların yardım talebine, kuş falcılarının gözlemlerinden kraliyet yönetiminin yazışmalarına uzanan bu arşiv, Hitit tarihini insan hikâyeleriyle birlikte ele almayı mümkün kılıyor.


Kayalıpınar kazılarında gün yüzüne çıkarılan her yeni belge, Anadolu’nun çok katmanlı geçmişine ilişkin bilgi birikimini genişletirken Hitit uygarlığının devlet düzenini ve kültürel dünyasını daha ayrıntılı biçimde anlamamıza katkıda bulunuyor.


Kaynak: Kültür ve Turizm Bakanlığı açıklaması ve Kayalıpınar kazılarına ilişkin paylaşılan bilgiler.


TuvART | 8 Ekim 2026

Yorumlar


bottom of page