439991907
top of page

İlk Türk Topluluklarında Hayat Tarzı

Yörük Türkmen Kültür Tanıtma ve Dayanışma Derneği yayını Kirmen dergisi, sayı 1'de yayınlanan Hüseyin Asker makalesi.


Mehmet Yaşar | Kirmen Dergisi | Sayı 1
Mehmet Yaşar | Kirmen Dergisi | Sayı 1

İlk Türk devletlerinde görülen göçebe bozkır yaşantısı, Türkler’in son derece müca-deleci ve pratik olmalarını sağlamıştır. Orta Asya’nın geniş bozkırları Türkler’i göçebe hayat yaşamaya zorladığı için, ilk Türk devletlerinde yaygın olarak bu tür bir hayat tarzı görülür.

Göçebelik konusu, yani Türkler’in aslen göçebe bir kavim olduğu kanaati ilim dünyasınca yaygındır ve Türk ilim adamları arasında bu kanaate katılan oldukça fazladır. Halbuki göçebeliğin, ekonomik faaliyeti dışında sosyal muhtevası henüz iyi bilinmeyen bir cemiyet tipi olduğu gözden kaçırılmakta; Türk milleti hakkında hüküm verilirken de yalnız ekonomik görüntüler etkisinde kalınmaktadır.


Birçok araştırmacı, Türkler’in yerleşik hayata geçmeyişlerini, yabancı kültüre, yani Çin’in etkisine bağlamaktadır. Aksi halde Türkler, bunu yüzyıllarca önce gerçekleştirebilirlerdi. Orhun Kitabeleri’nde şehir anlamında “ balıg-balık ” kelimesi geçmektedir.(otuz yaşıma Bış Balık tapa süledim. = otuz yaşımda Beş Balık’a doğru ordu sevk ettim.) Buradan da anlaşılıyor ki Türkler , “ Beş Balık ” adlı bir şehre sahiptiler. Bu bilgiler bize eski Türkler’in bir yanda göçebe, öte yanda yerleşik hayat kuran ikili bir toplum yapısına sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Tarihimizin eski vesikaları, az ve karanlık idi. Türkler’in şehir hayatı ile olan ilgilerini ise, kesin çizgileri ile belirtmek zordur.


Ancak, eski Türkler, yaylak hayatı dışında kışın barınmak üzere evler inşa etmişlerdir. Asya Hunları’nın kurban için binalar yaptıklarını kaydeden Çin kaynaklarına göre Göktürk Kağanları’nın sağlam merkezleri vardı. Türk Hükümdarlarının biri yaylaklarda, öteki vadilerde, su kıyılarında olmak üzere iki merkezleri bulunurdu.


Türkler’de yaylak ve kışlak hayatı vardı. Bozkır coğrafyası ve paralelinde gelişen sosyo-ekonomik yapı, hayvanlara otlak bulma ihtiyacını ortaya çıkarmış, böylece yaylanın önem kazanmasına tek sebep olarak ,”hayvan otlağı” olması gösterilmiştir.


Eski Göçebe Türk topluluklarında ağır ev eşyaları yoktu. Pratik ve hayvanlara kolayca yüklenebilen eşya bulundurabilirlerdi. Atlı göçebelerde,özellikle halıcılık ve kilimcilik çok gelişmişti.


Bozkırlı Türkler’in başlıca gıdası et idi. En çok at ve koyun eti yenirdi. Bol miktarda et üreten Türkler, bunu uzun süre korumak için konserve yapmayı öğrenmişlerdi. En ünlü Türk içeceği kısrak sütünden yapılan Kımız idi. Sebzeye karşı fazla istek duyulmazdı. Sütlü darı, peynir, yoğurt aslında bozkır yemekleri idi. Çinliler yağ yemesini Türkler’den öğrenmişlerdi.

Bozkır Türk giyim eşyasının başlıca malzemesi koyun, kuzu, sığır,tilki vs. derisi ile koyun, keçi,deve yünü idi. Eski Türkler bez dokurlar,giyecek için kendir yetiştirirlerdi. Yün kumaş ve bezden elbise,çamaşır giyerlerdi. Romalılar keten gömlek giyildiğini ilk defa Hunlar’da görmüşlerdi.


Türk Toplumlarında Sınıflaşma var mıdır ?


Eski Türk topluluklarında derin bir sınıf ayrılığı ile sınıf mücadelesi görülmemiştir.

Eski Türk yazıtlarında “ Kara kemikli budun ” deyimini gören bazı Rus bilginleri eski Türkler’de sosyal bir sınıfın ve ayrıca bir sınıf mücadelesi olduğu sonucuna varmışlardı.

Belgeleri ve gerçekleri bir tarafa bırakarak, tek bir deyime ve söze dayanıp neticeler çıkarmak , herhalde ilmin metodu ile ters düşmektedir.


Bozkır Türk devletlerinde, hemen her Türk savaşçı durumunda olduğundan ve askerliğe özel bir meslek gözü ile bakılmadığından bu özellikte sınıflaşmayı önlemiştir.

VI. Asır Çin yıllıkları, Göktürkler hakkında, “ her ne kadar göçebe iseler de her kabilenin kendine ait arazisi vardı ”derler. Nitekim bu toprakların mülkiyeti kabileye ait olup boy beyleri tarafından idare ve taksim edilirdi. Toprağa bağlı aristokrat sınıf olma-

mıştır. Ferdi mülkiyet görülmekle beraber, toprağa bağlı kölelik görülmemiştir.

Eski Türk toplum yapısında Boy’un idaresi Bey ‘lerin elinde idi. Ancak beyler seçim yolu ile işbaşına gelirdi. Beylik, sülale takip etmiyordu. Kısaca bey olmak için asil olmak gerekmiyordu.


Türk tarihinde kurulan Türk devletleri, Türk halkının isteği ile kurulmuş ve halkın yararına idi. Türk tarihinde müşterek bir faydacılık ve kazançları paylaşma hırsı ve önde ge-

len şeydi. Fakat faydacılık da bir ideal ve disiplin altında olurdu.


Ayrıca Bozkırlarda yaşamak ve hayatı devam ettirmek, karşılıklı dayanışmayı ve işbirliğini gerektiriyordu. Bu sebepler ve diğer toplum özellikleri dolayısıyla, eski Türk top -lumlarında sosyal sınıflaşma ve sınıf mücadelesi görülmemiştir.


Hüseyin ASKER - Kirmen Dergisi Sayı 1

Yorumlar


bottom of page